Çalışma Saatlerinin Düşmesi Çalışan Motivasyonunu Artırır mı ve Performansı Yükseltir mi?
Geleneksel 9-5 mesai sistemi, sanayi devriminden bu yana birçok ülkede standart haline gelmiş durumda. Ancak günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi, iş gücünün dijitalleşmesi ve yaşam dengesi arayışlarının artmasıyla birlikte bu sistemin sorgulanması kaçınılmaz hale geldi. Son yıllarda dünya genelinde “çalışma saatlerini azaltmak” üzerine birçok araştırma yapılıyor ve bu uygulamaların çalışanlar üzerindeki etkileri mercek altına alınıyor.
Kısa Çalışma Süresi = Yüksek Verim mi?
İlk bakışta çalışma saatlerini azaltmak, daha az üretim anlamına gelebilir. Ancak araştırmalar, bu denklemin her zaman geçerli olmadığını gösteriyor. Örneğin, İzlanda'da 2015-2019 yılları arasında kamu çalışanlarıyla yapılan bir pilot çalışmada haftalık çalışma süresi 40 saatten 35-36 saate düşürüldü. Sonuç mu? İş verimliliği aynı kaldı hatta bazı birimlerde arttı. Çalışan memnuniyeti ve motivasyonu ise gözle görülür biçimde yükseldi
Benzer şekilde Microsoft Japonya, 2019’da çalışanlarına haftada 4 gün mesai uygulaması sundu. Bu uygulamayla üretkenlik %40 oranında artarken, çalışanların izin kullanımı ve enerji tüketimi de düştü
Motivasyon ve Zihinsel Sağlık
Uzun çalışma saatleri, sadece fiziksel değil zihinsel yorgunluğa da neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan bir rapora göre, haftada 55 saatten fazla çalışan bireylerde inme ve kalp hastalığı riskinin arttığı gösterilmiştir.
Daha kısa çalışma saatleri, bireyin kendine ve ailesine ayırdığı zamanı artırarak stres seviyesini azaltır. Bu da motivasyonu doğrudan olumlu etkiler. Çalışanlar iş yerine daha bağlı ve istekli hale gelir.
Türkiye'de Durum Ne?
Türkiye’de yasal haftalık çalışma süresi 45 saat. Ancak birçok çalışanın fazla mesai yaptığı biliniyor. Bu da tükenmişlik sendromu, iş doyumsuzluğu ve düşük performans gibi sonuçlara yol açabiliyor. Özellikle büyükşehirlerde uzun iş saatlerine eklenen ulaşım süreleri çalışanları hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıyor.
Her ne kadar Türkiye’de henüz yaygın bir uygulama olmasa da bazı teknoloji firmaları ve start-up’lar hibrit ya da esnek çalışma modelleri ile bu süreci dengelemeye çalışıyor.
Sonuç: Daha Az Saat, Daha Fazla Değer
Çalışma saatlerinin düşürülmesi, motivasyon ve performans açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığı unutulmamalıdır. İşin niteliği, organizasyonel yapı, çalışan beklentileri ve liderlik yaklaşımları da bu denklemde önemli yer tutar.
Kısacası, daha az çalışmak değil, daha akıllıca çalışmak öncelikli hedef olmalı. Nitelikli molalar, esnek çalışma imkanları ve iyi tanımlanmış görevler, çalışanların hem ruh sağlığını korur hem de performanslarını yükseltir.
Kaynakça:
-
BBC (2021). Iceland’s shorter working week trial. https://www.bbc.com/news/business-57724779
-
Forbes (2019). Microsoft Japan’s 4-Day Workweek Boosted Productivity by 40%. https://www.forbes.com/sites/markcperna/2019/11/04/microsofts-4-day-workweek-experiment
-
WHO & ILO (2021). Long working hours increasing deaths from heart disease and stroke. https://www.who.int/news/item/17-05-2021-long-working-hours